Hikayem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hikayem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

04 Ekim 2011

LTGC 2011 "Kore'ye gidelim!"


2011 LTGC (Life Tastes Good Championship)
Sadece amatörler katılabilir, bu yüzden kazanma şansınız da yüksek. Geçen sene finalda kazananlar Kore'ye götürdüler ve gezdirdiler. Bakalım bu sene, büyük ihtimalde aynı ödül olacak. (LG Kore firması olduğuna göre) Yemek yap, resim çek, kazan Kore'ye git!
Detay bilgiler için buyurun.

02 Ekim 2011

Evde soğan büyüten adam


Can sıkılan bir adam balkonda bir soğan yetiştiriyor.
ve facebook'ta "Check In" diye bir fonksyon var.
En yakında olan büyük bina yada meşhur alan seçiliyo.
Ben de yatmadan önce o yeri seçip uykumadalıyom.
Soğanın arka tarafında ne görüyorsunuz? ;D
Bu kadar.

20 Ağustos 2011

Ofisten Manzara.

 


Kimsesiz.
Ama 
Ramazanın mor gökyüzünde
Bir kuş ve bir minare.
Ama
Bir Güzel manzara
C.tesi tek başında ofisten.

15 Ağustos 2011

Onu yakala ve en önde ol

 Gezmeye çok severim, dolaşmaktan bayılırım. Bilmediğim yerde gerginlik olup sağa sola kafamı çevirmekten hoşlanırım, korkunç adamlar beni tuhaf tuhaf bakarak aralarında sessiz konuşurken sırtımı ıslatan terleri tercih ediyorum, haritayı baka baka yola çıktım ama tam ters geldiğimi oğrenirken terle dolu olan küçük avuclarum da fena değil. Böyle korkunç ve tuhaf hava olsun da ama gezmekten vazgeçemem.

 Sırtımda kocaman ve ağır çantam, sağ omuzda Nikon D30, sol elimde de buruşuk harita ve iki bacaklarımda kendime cesareti yükledim. Ama kanım her zaman açlık kalır. Ne yiyip lokantanın kapaısını itirken ben buraya giriyormuydum yoksa çıkıyormuydum kafam karşık. Bütün gezenlerin sıkıntısı işte bu.

 Neler yiyiyorum. Mutlaka yöresel yemeği yiyiyorum bir kere. Çünkü cebim hiçten daha hafif.
Yolcuların en çok tercihi tabi ki hamburger. Bugün McDonalds, yarın Burgerking, obür gün de Quickburger ve tekrar McDonalds. Tabi ki sıkılıyorum ama param yokken çözüm de yok ;D.

 Sonra da gezerken dikkatimi cektiğim bir nokta vardı. Dünyanın en yaygın yemek olan dev hamburgerleri yırtabilen, yıkılabilen tek rakibi Döner Kebap. Ben Türkiye'yi sevdiğim için yada sizden "aferin sana" duyabilmek için bunu yazmıyorum. "1+1=2dir" gibi bir GERÇEKten bahsediyorum. Dünyanın heryerde olan bir yemek olmak cok zor. Ne var ki?

 Trabzon'dayken gittiğim bir pideci var. Dükkan çok küçük ve kimse yok. Ama fırında ateş hiç söndürtülmüyor. Döner kebap sadece bir örnektir. Türkiye'de lezzetli yemek çoooook. Bundan eminim.
 Miliiyetçi değilim ama güzel yemekleri seven biriyim. Hadi yarın herkes Mcdonalds yerine Tavuk döneri, Burgerking yerine karşık pideyi, KFC yerine kanat ızgara. Hamburger yakala ve gezenlerin açık karına bir mut ver.


05 Ağustos 2011

Sayın takipçilerime

Selamın aleyküm.
Ofisteyim gizli gizli yazı yazıyorum. Patron karşımda xD
kısa yazıp kaçacam.
Bugün 200cü takipçi oldu. Çok sağolun ve çok mutluyum
wahahahahahahahahahaahahahahaahahahahahahahaahah
Tekrar tekrar teşekkürediyorum.











Ama hala var mı takip etmeyen xD



04 Ağustos 2011

Kendim cektiğim ilk video!

Amator video xD
Çok iyi oynadılar!
Yaşasın!
Hadi herkes tıklayın yardım edin ;D

03 Ağustos 2011

Dijital tiryaki

Artık herkes laptop yada bilgisayar var, Türkiyede oturan biri Korenin yıldızlarını takip edebiliyor. Yani bu internet galiba cok faydalı bir cihaz. Ama ben yapamıyorum, beceremiyorum. Ofiste zaten 12saat bilgisayarımın başındayım eve gelir gelmez yine düğmeye basıp ekrana sabırsız bakıyorum hadi açıllan! diye. Bazı şeyler gözün önünde olmazsa aklıma gelmiyo. Ben de bu yöntemi seçtim. Eve giderken laptobu ofiste bırakıp gidiyorum ve 1 hafta oldu. Bu bayağı güzel oldu ve başarlı.
Siz de kendinizi düsünün günde kaç saat bilgisayarın önündeyiz ve gerçekten gerekli bir iş için mi yoksa boş mu. Boş ise dolu bir şey yapalım. Vaktimiz kaybetmeyelim.
Herkese kolay gelsin! 

18 Temmuz 2011

Sanki Kore'li değilmişim

Ankara'nın en kalabalık bir noktasından biri olan Ulus. Kocaman Atatürk heykeli var ve butün otobüsler burdan geçer. Ankara'da oturan herkez burayı biliyo, bilmek lazım ve bilmeli. Bir gün burada bir arkadaşımla buluşcam. Offff ama evden çıkmadan stres gelmeye basladı çunkü orada durup bekleyince herkes beni bakar ve gelip bin tane sorular sorar. Nerelisin diye başlayıp babanın maaşı ne kadar diye. hatta benim arabam dandik Hyundai, lastik bozuk Kore'de aceba ne kadar diye. Neyse.  Bir anda kafama bi fikri geçerken yakaladım.Ewt fikrim şöyle.
Günes gözlüğünü takayım ve şapka takarım o zaman kimse beni tanıyamıcak. Ne kadar zekiyim wahahahahahah.
Gördüğünüz gibi hiç dikkat çekici değil. Kimse beni bakamaz. Eksiksiz kusursuz.
Evden şarkı dinleyerek çıktım otobüse bindim rahatça Ulusa vardım.
Beklediğim gibi arkadşim geç gelecekmiş ben de bir yerde oturdum etrafıma baktım super! işte kimse bana bakmıyor!
10 dk felan geçti. Zaten bu kanka 30 içinde gelse allah şükür. Aferin diyeceyim derken bi amca yanıma geldi oturdu. Allahım yandım.
"Sen nerelisin?"
"Ankaraliyim abi (yani yabancı değilim hoşşşşş git)"
"ha tamam... seb hiç antalyaya gittin mi"
"(bu da ne ya neyse en azdan yabancı olduğumu yakalanmadım) ewt gittim"
"Nerelere gezdin peki"
"Serik Belek Side Kale içi heryere gezdim"
bu şekilde 10dk felan konuştum ve adam da konu kalmamış yanımdan ayrılacakmış.
"tmm sağol uzak doğu kardeş"
"hadi güle gül......(Ne? Uzak doğu kardeş mi?)"
O anda arkamdan tuhaf bir his geldi ve döndüm 30 kişi arkamda beni dinliyor. Cuma günü camideki imama dinliyomuş gibi.
Evet. Ben nereden baksam koreliyim. O gün arkadaşım bayağı geç geldi. 30 dk felan. Ama benim icin sanki 3 saat gibiydi xD

16 Temmuz 2011

MALanya'ya yolculuk

2003 Haziran. Sonunda üniversiteyi kazandım ve kayıt gününe kadar 1 hafta var.
Napcam hiç Türkçe bilmiyom, bir yere gidemicem, arkadaşlarım da hep kendi memleketinde.
Hmm. Napcam bir hafta. Hava da çok sıcak.
Ah! Antalya'da babmın tanıdığı otel var! Oraya mı gitsem aceba!
Ertesi gün hemen babama telefon açtım.
"Babacıııııııııım Antalya'da o otel varya"
"tamam anlatma. Anladım zaten"
"Babam sen bir tanesin seni çok sevi......"
"bip bip bip bip..."

O gün arkadaşımla bilet almaya terminala gittim.
"Choi sen Axxxya'ya gidiyorsun dimi?"
"Ewt Antalya'ya gidiyorum"
"Tamam Axxxya'ya yani"
"Ewt Anltalya'ya"

Aksam 18 gibi otobuse bindim çok çok heyecanlı çunkü Türkiye'de ilk uzun yola çıkan otobüse biniş. Aceba nolcak otobüste  çay may da veriyormuş ama ben ne diyeceğim şekeri nasıl isteyecem Türkçem yok ki. Yanımda oturan bir kız birşey sorarsa nasıl bi cevap vereyim? Çooooooook heyecanlıyım.
Otobüse çıkarken arkadaşımın benim için kestiği biletini gösterdim. Garson diyo ki
"Axxxya dimi"
"ewt Axxxya"
"Hadi iyi yolculuklar"
Bindim , oturdum ama yanımda düşündüğüm liseden yeni mezun olan güzel kız yerine yarı hamile yarı şişko amca oturuyo. Bittim ben. Bu amca ile 8saat nasıl gidicem...

Neyse. Otobüs kalktı. Bayağı güzelmiş. Mercedes! Vay canına!
Gerçekten super. Ankaranın dışına ilk çıkış bam başka manzaralar gözlerim önünde! Ağaçlar, ormanlar sonra yeşil dağlar sarı dağlar kahve rengi dağlar gri dağlar. Gri mi....? yavaş yavaş gri dağlar çıkmaya başladı. Ağaçlar nerye gitti ya... çok sıkıcı manzara döndü... 3~4 saat geçti arada bir başka terminalde(Konya diye hatırlıyorum) ara verdi orda da 250,000 lira ödeyip WCe de gittim! Sonra otobüse dönmek için çıktım. Aman tanırım. bin tane aynı otobüsler bana el salıyo senin araban bu. buraya gel gel gel gel. Terlemeye başladım. Biletimi yolculara gösterek sora sora otobüsümü buldum.
Mercedescim 4 saat daha koştu ve daha heyecanlanmaya başladım birazdan varırım diye!!!! Sattime baktım ve 8 saat geçti. ama hala yolda. Neyse varırız sonuçta.  8.30 saat geçti hala yolda. Yok meraketme biraz geç kaldık o kadar. Birşey yok. varırız. 9 saat. 9.30 saat. ve 10 saat!!!!!!!!!!!!!!!
Bir terminala geldik ve herkes iniyo çantalar alıyo garson da topalamaya başladı.Bana bakarak diyo ki "Abi buyurun vardık". "Sağolun iyi akşamlar" kısa bir cevapla indim ve telefonu çıkardım babamın arkadaşına arıyom geldim diye.
"alo merhaba ben geldim"
"tmm çıkıyom bekle zaten yakın 5dk da oradayım"
15dk geçti ve tekefon geldi
"Choi sen nerdesin seni göremiyorum"
"Ben terminal"
"ben de terminaldayim ama yoksun tam olarak neredesin"
Kafamı kaldırıp kocaman bir işarete baktım ve okuyorum
"Burada ALANYA terminal yazıyo. (hadi simdi bulabilirsin gel beni al ;D )" ama ALANYA mı... ALANYA..ALANYA.,..ALANYA....AxxxYA...... Arkadasım ve garson dediği o şehir AxxxYA ben de mal gibi ewt ewt demiştim allah aşıkına....
 O gün gece 4 gibi vardım ve ANTALYA yani ALANYA değil de ANTALYA'ya giden otobüss binmek için dışarıda 3 saat bekledim. (O zamandaki otogar şuandaki gibi değildi korkunç bir yeriydi)  

               
ANTALYA ALANYA ANTALYA ALANYAANTALYA ALANYA ANTALYA ALANYA ANTALYA ALANYA ANTALYA ALANYA ANTALYA ALANYA ANTALYA ALANYA ANTALYA ALANYA ANTALYA ALANYA ANTALYA ALANYA ANTALYA ALANYA ANTALYA ALANYA ANTALYA ALANYA ANTALYA ALANYA ANTALYA ALANYAANTALYA ALANYA ANTALYA ALANYA ANTALYA ALANYA ANTALYA ALANYA ANTALYA ALANYA ANTALYA Benziyor dimi?

14 Temmuz 2011

Türkçem türkçem

2003 yani ilk Türkiye'ye geldiğim zaman Robot gibi cevap veriyordum.

2003 (Türkçe durumum sıfır : kurstan ne öğrendiysem sadece onu kullanıyom)
"Nasılsın Choi?"
"İyiyim teşekkürederim sen nasılsın?"

"Ne haber Choi?"
"İyiyim teşekkürederim sen nasılsın?"

"Nasıl gidiyor Choi?"
"İyiyim teşekkürederim sen nasılsın?"

"Ne var ne yok Choi?"
"İyiyim teşekkürederim sen nasılsın?"

"Yemeğe gidelim mi"
"İyiyim teşekkürederim sen nasılsın?"

"Choi hadi bana pas at! Hadilan!"
"İyiyim teşekkürederim sen nasılsın?"

2006 (Türkçe durumum : yakın arkadaşlarımla şakalaşmaya başlıyorum)
"Nasılsın Choi?"
"Bomba işte!"
"Nasıl gidiyor Choi?"
"Sana nelan"

"Yemeğe gidelim mi"
"Sen ısmarlamıyacaksan bir daha sorma"

"Choi hadi bana pas at! Hadilan!"
"Yok abi sen bok gibi dışarıya atacan kesin"

2010 (Türkçe durumum : merak etmeyin)
"Nerelisin sen?"
"Angaralıyım"

"naber?"
"idareder sen ne oryon?"

"abi 50 kuruş eksik"
"ewt biliyom bana indirim yapacan gardaş"

"Güney Koreden mi yoksa kuzeyden mi?"
"Doğu kore abi "

ve son
"Choi hadi bana pas at! Hadilan!"
"xxxxxx xxxxx xx! xxx! xxxxx xx xxxxxxxx! allah allah adama bakya"

07 Temmuz 2011

Sağolun Tayyıp ve Gül bey

Türkiye anayasa mahkemesinde ikinci gün. Merak etmeye başladım bunlar aceba niye geldiler. Dün zaten bakanla sohbet ettiler ve bugün kiminle görüşecek ve sadece selam vermeye geldiyse neden üç gün kalıyo. Annem ve babamın ödediği vergilerini emmeye mi geldiler.
Neyse bugün napcaz bu önemli.
Küçük bir odaya girdim orda bir Türk bey efendi bize hoşgeldiniz diyo ve herkesi oturttu.
"Ewt tekrar hoşgeldiniz bugün sizinle paylaşmnak istediğim konu şöyle;
xxxxxx xxx x xxxxxxxxx xx x x x xxxxxxxxxxxxx ve xxx xx x xxxxxxxxx x x x x x x x xxxxxxxxxxxxxx xxxxx x xx  xxxxxxxxx x x xxx ve en son x x xx x x xxxxxx x x x  xxx "
Abi sen ne diyon adam gibi Türkçe konuş.
Ewt ben bunu biliyordum. Anlamıyacağımı tahmin ediyordum zaten. Açık gözlerime yazık olsun.
Ben bu 1dk lık cümleyi şöyle çevirdim.
"Özürdilerim ben hiç bir şey anlamadım"
Koreliler de güldü ve dedi ki
"Rahat ol ve ne anladıysan onu anlat"
(Hocam diyorum ya hiç anlamıyorum)
Neyse tüm kullaklarımı adamın sesine odakladım ve yavaş yavaş adamın Türkçe konuştuğunu anladım. Kafam bem beyaz. Delircem ya.
İşte o gün çıktığı kelimeler ;
تركيا تعرف رسمياً بجمهورية تركيا هي دولة يقع الجزء الأكبر منها في جنوب غرب آسيا وجزء آخر صغير في جنوب شرق أوروبا. يقع مضيقا البوسفور والدردنيل وبحر مرمرة - التي تصل البحر الأسود ببحر إيجة وتصل آسيا بأوروبا - ف
Եբրայերեն (עברית - իվրիտ, իվղիտ)` Սեմական լեզվաընտանիքի լեզու։ Եբրայերեն խոսումອັກສອນໄທ (ພາສາໄທ: อักษรไทย ອັກສອຣໄທຍ໌) ແມ່ນອັກສອນທີ່ໃຊ້ຂຽນພາສາໄທ ພະຍັນຊະນະໄທຈະຮຽງຕົວໄປຕາມແນວນອນ ແຕ່ຊ້າຍຫາຂວາ ສ່ວນສະຫລະຈະຢູ່ໜ້າ ເທິງ ລຸ່ມ 

Ama güney kore'nin zeki çocuğu yavaş yavaş gendine gelerek kafasını çalıştırarak 8 saatlik hukuk ve örnek karar derslerini koreceye çevirerek cehennemden kurtarmaya başardı. Yarın 3~4 savcı ile küçük bir toplantı yapcakmış. Neyse artık bugünden zor birgün olamıyacak.

Ewt. Son gün. Sabah küçük bir toplantıdan sonra öğle yemeği yiyip kapadokya'ya gezmeye çıkacaklar. Yani bye bye artık.
Toplantı odasına girdik ama oda ne kadar büyük ve gereksiz. Zaten biz dahil 8 kişi katılacak bu ne biçim tüketme. Halklar ödediği ter ve kanı böylemi harcıyorsunuz. Tüh!

Toplantıya 10dk felan kaldı ve yavaş yavaş adamlar gemeye başladı. Bu binayı 3 gündür o kadar dolaştım ki artık ezbeliyorum şu adam kimdir o adam nedir diye. Mesela şu gözlük takan 2 adam savcıydı ve hızlı yüren şişko da avukat mı ne. Vay vay takımca mı geliyorsunuz hoşgeşdiniz 4 üye girdi ve arkasında da 6 raportörler aceleye aceleye yetişebildiler. Ha şu iki hanım efendi ilk gün bizimle bütün idareye gösterek tanıtım yapmıştı siz de buyurun..??? Bir saniye bir saniye.... arkadaşım 2savcı+4üye+6raportör+2sekreteri=4 kişi mi? Hocam şiiiiiiiit lan. girmeyin alo beni duyuyon mu? Şiiiit. Abi siz nereye? Bu sıra neya?

Toplam 16~20 kişi oldu ve ben dondum, beyinim dondu sadece dudaklarim titiryo.
Allah, isa, buddah, inekcim bana yardım edin lütfen. Onlar yanlış odaya girdiler yada ben yanlış odaya giridiğimi biri söylesin. Geç kaldım ama kadrim bu. Herkes bana bakıyo.

Bu yazık koreli 20 hukukçu önünde kurban olacak kesin.
Sunum başladı ve çevirmeye başladım.
Fena sayılmaz, şöyle böyle geçiyordu.
Ama, aması var.
Bir anda "Cumhurbaşkanı" ve "Başbakanı" bu iki basit ve normalde çok kullanmış olan temel kelime akılıma gelmiyo ve herkes ağızıma bakıp bekliyor.
Neydi neydi allahım neydi... saniye saniye geçiyor ben ne diyecem.
vw sonanda seksi dudağımı açtım ve dedim ki
"Pardon........Tayyıp neydi? "
"Başbakanı" Biri cevap verdi.
"peki o zaman Abdullah Gül neydi?"
"Cumhurbaşkanı"
Kimlerin önünde hem de nasıl sormuşum. Kimdi değil neydi diye.

2saatlik toplantı bitti ve herkes çıkarken geçnmiş olsun ama başarlıydın diyo.
yok sağol...
Ah.......................
Size bir daha sormak istiyom 
"........Tayyıp neydi ve Abdullah Gül neydi? "



 

04 Temmuz 2011

sanggeun choi kimdir?

Adı : Sanggeun
Soyadı : Choi
Doğum tarih : 11/12/1984
Uyruk : Gerçekten Güney Kore
Türkiye ilk giriş tarih : Mart. 2003
Dondurduğu okul : ODTU elektrik elektronik Müh.
Şuan ne işi yapıyorum : Reklamcılık
Mereket; Seul(1984~2003) / Ankara(2003~2010)
Şuan neredesin ? Esentepe Istanbul
Niye Türkiye'ye geldim : http://seuldenistanbula.blogspot.com/2011/06/ben-niye-turkiyedeyim.html
Kıl durumu : Türklerden az. (Niye? genetik.)
Opplar hakkında : ilgilenmiyorum yaşlıyım artık
Yabancı dil : Korece / Türkçe / ingilzce / Çorumca
Türkiye seviyormuyum ? Eşek gibi seviyom
Türk yemekler nasıl ? Bayılırım
Türkçe seviyesi : orta
Küfür seviyesi : advanced
Türkiye'de gittiğim şehirler : http://seuldenistanbula.blogspot.com/2011/06/choiler-uzun-bir-yola-ckt.html  + kapadokya / pamukkale / beypazar / safranblou
Çalışma saati : 08:00 ~ 21:00
Uyuma saati : 01:30 ~ 07: 00
Yorulama saati : 24 saat :DDDD
Türkiyrde sevdiğim şeyler
: http://seuldenistanbula.blogspot.com/2011/06/choinin-sevdigi-seyleri.html

Daha var mı hakkımda merak ettiğiniz şeyler xD
(şımarık çocuk oldum artık wahahahah )

02 Temmuz 2011

terledim ve terledim.

2009. Bu sefer Türkçe az değil ama "biraz" biliyorum. Genelde Koreliler hep İstanbul'da oturuyorlar Ankara'da fazla kişi yok. Ben de Ankara'da en iyi Türkçe konuşan korelilerinden birisi olarak biliniyordum. Bir gün elçilikten telefon geldi.
"Alo merhaba Kore büyük elçilğinden arıyorm."
"Merhaba buyurun"
"Siz Türkiyede bayağı oturdunuz ve Türkçeyi iyi biliyorsunuz"
Ben de hemen farkettim bunlar benden tercumanlık isteyecekler ve ben de para kazanacam. Gezmek için para gerekiyordu. şansıma bak.
"O kadar iyi değilim de azcık biliyorum işte.(hadi bana yalvar buyurun)"
"Peki haftaya Kore anayasa mahkemsinden Türkiye anayasa mahkemesine ziyaret etmek için geliyorlar"
Allahım. Ne? Anayasa manken mi? ana yasaklandığı mangal mı? ne diyon sen?
"hanım efendi ben mühendisiyim yanlış adama aradınız galiba."
"hayır biliyorum ama bunlar gelip sadece selam verecek bir yemeğe çıkacaklar o kadar"
"gerçekten mi?"(yok inanmıyorum sizi ama gerçekse kolay ve cebime para mara $$$)
"aceba mümkün mü?"
"hmm tmm yaparım"

İşte o gün geldi ve onlar da geldiler. Tanıştık ve söyledim onlara ben o alanı pek bilmiyorum yada hiç bilmiyorum da olabilir. Onlar da "yok merak etme sen" diyo. Ewt Türkiye anayasa mahkemesine gidiyoruz. 20dk felan koştuk ve Türkiye anayasa mahkemesi! (Kore'nin anayasa mahkemesi bile nerde oluğunu bilmiyordum.) Binaya girdik ve yukarıya çıktık. Birisi ile tanışacakmışıyız. Sekretere sorum burası kimin odası diye. Oda diyorki. Göreceksin diyo. Tmm hadi Bakalım kimmiş.

 
Türkiye anayasa mahkemesi başkanı Haşim.
Türkiye anayasa mahkemesi başkanı Haşim.
Türkiye anayasa mahkemesi başkanı Haşim.
Türkiye anayasa mahkemesi başkanı Haşim.
Türkiye anayasa mahkemesi başkanı Haşim.

Annem babam sizi çok özledim. Sizi çok seviyorum ben ölüme gidiyorum. Çok şağol herşey için teşekküler. Burası anayasa mahkemesi değil ama cehennem merkezi.
Artık kaçışı yok derken kapı açıldı ve televizyondan ve gazettelerden çok çok tanıdığım yüz bize hoş geldiniz diyor.Yok abi hoş bullamadık yok sağol ben artık gidiyim.
Odasında 30 dk felan geçirdik zor şeyler konuşmadılar sadece selam ve ufak şeyleri konuştular.
Ama o ğün o kadar terledim ki sanki yağmurda kalmışım.
Eve dönüp sıcak su ile güzel bir duş aldım ve rahatladım. Artık zor şeyşer bitti. İyi ki halletmişim aferin bana. Yarında kaç savıcı ile tanışıp ufak şeyler konuşcakmışlar. Bu kadar kolay para kazanıyorum çok şanslıyım diyerek uyukuya daldım. Yarın daha feci ve acı bir gün olacağını hiç bilmeden...
(devamı sonra.)

01 Temmuz 2011

sayin izleycilerime!

Merhaba izleycilerim!
izlediniz içın çok teşekkürederim.
Size arkadaşlık isteğimi göndermiştim bir kontrol ederseniz.

ayseilhan           Serhat Evren

Lee                    Chin Sun      cansel                filizkarali

han                    Cece             EsKAYMAK    bahar öztürk

mydn                Ra Neul~      büşra çeçen      mydestiny

Merwe Aybars    2pmdays     Elif Tsn                lilanur_43

serap.pares2011     nagihan.say

26 Haziran 2011

Choi'nin sevdiği şeyleri

#Yemek
1. Bursa Iskender kebap                                                                  
2. Beyti
3. Kuzu pirzola (Levent'teki Namlı kebap güzel yapar)
4. Çoban salatası (Elmakorkut'ta küçük bir köfteci super)
5. Sultan ahmet köfteci (Dilim eriyordu zor kurtarıdım kendimi)



#İçecek

1. 2003, küçük odamda oturup annem, babam
ve ablamı düşünerek yalnız içidiğim Efes bira
2. döner kebap ile içilen bol köpüklü ayran
3. Yağlı Lahmacun yanın da duran soda
4. Çay (ikram olmalı)
5. A.O.Ç'den şişe süt


#Fultbolcu

1. Fenerbahçe'nin Tuncay Şanlı (vazgeçmeyi bilmiyo)
2. İbrahim üzülmez
3. Fenerbahçe'nin Servet
4. İbrahim üzülmez
5. Alex de souza


#Oyuncu (Rol)

1. Gaffur (Avrupa yakasi)
2. Erman Kuzu
3. Recep Ivedik
4. Ali (Ezel)
5. Behlül


#Dizi

1. Aşk-ı memnu
2. Çocuklar duymasın
3. Avrupa yakası
4. Türk Malı
5. Ezel (izlemeye daha yeni başladım)



 #Şehir

1. Yazmama gerek yok                                                         
2. Ankara (ewt çirkin bir şehir ama 7 sene oturdum.
2'ci memreketim)
3. Belek (Antalya)
4. Fehtiye
5. Diyarbakır


#Şarkıcı
1. Kenan doğulu
2. Bora uzer
3. Tarkan
4. Hadise
5. Duman


#Türk Malı
1. TOFAŞ (henüz resim bulamadım)            
2. Mavi
3. Çaykur
4. Kokoreç
5. BEKO

5 metre kare küçük bir odamdan 2 gün çıkmamak

Tükiye'de ilk 1 ay geçirdim. Yani Tömerde de birinci ay bitti.
"Nasılsın?" diye soru gelince makina gibi "iyiyim teşekürederim sen nasılsın?" demek yerine "şöyle böyle" derdim. Yani çok geliştirdim. :D

Bir gün aynaya baktım, saçlarım çok uzun, hiç beğenmedim.
Hayatımdan ilk kere Türkiye'nin bir berbere gidiyorum.
Aiiiii çok heyecanlı.
Gidip istediğim şekili nasıl anlatcam, resimi çizip götürüyüm mü aceba.
Peki neyse gidip çok güzel anlatırım diye yanıma sözluk ve yurttan en güvendiğim, benimle en iyi anlaşılan iki arkdaş ile yola çıktım.
Ha. Şimdi  güvence altındayım zaten arkadaşımın tanıdığı bir berber varmış herşey yolunda. Hem de çok çok iyi bir yolunda.

Ewt. Tanıdığı bir berbere "sora sora" 20 dk yürüdük ve sonanda vardık.
Adam genç ama sanki çok tecürbeli gözüküyo. Yavaş yavaş içim rahatlanmaya başladı.
Beni oturttu ve kesme ile alakalı kaç tane basit sorular soruyo.
Nasıl istiyorsun, ne kadar keseyim, nerelisin, baban ne iş yapıyor, neden tükiyeye geldin, gerçekten köpek eti iyiyorlar mı, türk kızlar nasıl, ilhan mansız tanıyon mu, taekwando biliyon mu, dedem kore gazisi felan filan. Ne kadar alakalı.

Neyse eski resimlerimi gösterek yeterince anlattım adam da şürekli baş parmağını kaldırark gözlerinde "anladım merak etme" diyo. Saçlarım dokunarak diyor ki. Saçların çok sert ama ben bunun gibi saçları çok iyi tanıyorum mesela abimin saçlarında böyle. Adma bana güven kazanmaya çalışırken yavaş yavaş korkumaya başladım. iyi gider mi bu işi aceba.
Kesiyor kesiyor şuradan buradan bakıyor kesiyor kesiyor.
15dk felan geçti ve soruyo; şimdi iyi mi?
gerçekten bu adam tecürbeliymiş çok beğendim ve gülerek evet dedim
ama adam diyo ki; yok ben beğenmedim.
tekrar kesmeye başladı 2dk sonra bir daha soruyo; peki bu nasıl?
ben de tamam dedim güzel dedim
ama adam diyo ki; hmm biraz daha alsam çok güzel olacak
tekrar saçlarım alıyo alıyo.
Önümdeki aynaya baktım ve,

Ben ewt demedim mi demedim mi abi!!
Niye sordun peki!
Ben budist değilim, askere gitmiyorum ama saçlarım nereye gitti ya!

Odama döndüm ve bir daha aynaya baktım.
Artık gücüm kalmadı.
O günden sonra yakılaşık 50 saat odamdan çıkamadım. Kore'den gelen modaya takip eden, şık bir stil ile sokağa gezen çocuktumki odamdan çıkamadım. Tuvalet geldiğinde cin gibi ışık hızıla çıkıp döndüm. Ama şimdi düşünüyorum ki, Kore'de zaten dil sıkıntı olmadan saçlarımı kestiryorum ama hiç bir zaman aaa çok güzel olmuşum dememiştim. Yani aslında dilden kaynayan problem değildi. Nasıl olsa beğenmicaktim. Peki son bir işaret kafamda ve hiç gitmiyo. Dayı, niye sordun bana tmm mı diye!? Birde güvendiğim ve iyi anlaşılan arkdaşlarım, o gün ne yaptınız!


24 Haziran 2011

Ben niye Türkiye'deyim?

2002 yılında lise son sınıftayken babam Türkiye ile ticaret işini yapıyordu ve bu yüzden Türkiye'yi tanımış oldu. Sonra bana öneri verdi. Türkiye'ye git, yalnız kal, hayat ne olduğunu öğren dedi. Ben de hemen evet dedim. Peki niye amerika değil, ingiltere değil? Herkes ingilizce öğrenmek için ingiltere'ye, amerika'ya gidiyorlar. Sanki diğer yabancı dil gerekmiyormuş gibi. Ama babam ve ben böyle düşünmedik. Yabancı dil öğrenmek sizce nedir? Daha fazla maaş veren işe girebilmek için gerekken yetenek mi? Kendimizi sanki daha eğtimli olduğunu göstermek için mi? Bence hayır. Bir yabancı dil öğrenmek, onların kültürü öğrenmek anlamına gelir. Bir ülkenin kültürü öğrendikten sonra bir toplumun kültürü daha kolay anlıyabiliyoruz. Sonra da bir kişinin özelliği anlıyabileceğiz. Anlamak kolay birşey değildir. Ama herkes beni anlasın diye umuyor. Ben Türkiye'ye niye geldim? Sizinle 5 dakikalık güzel bir sohbet ederek gülümseyebilmek için geldim. Sizi anlamaya geldim ve kendimi paylaşmak için geldim.